top of page

Ebeveynlik Evreni

  • Yazarın fotoğrafı: binnazsnmz
    binnazsnmz
  • 6 Ağu 2024
  • 3 dakikada okunur



“Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhları yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.” 
(Halil Cibran)

Merhaba arkadaşım, sana bir mektup yazdım, onu okumak istiyorum.
 
Sevgili arkadaşım,
Duydum ki senin evreninde de aynı anons yapılıyormuş. Peki sen aslında bizim olmayan, hayatın olan bu çocuklarla ve kendi ebeveynliğinle napıyorsun? Çocuklu hayatın getirdikleriyle, ebeveyn olmakla başa çıkabiliyor musun? Maskeyi önce kendine takmak da neyin nesi? Nasıl takılıyor bu maskeler?
Bir saniyede anne ya da baba olduk. Hoooop! Işınlandık! Artık başka bir evrendeyiz. Hazırlanılması mümkün olmayan bir yolculuktu bu ve tek gidişlik bilet kestik kendimize. Sonradan farkettim. Yani kendi evrenimize  geri dönemeyiz. Oktuk, yay olduk. Geldiğimiz yerden uğurlanmadık ama, bir “güle güle, yolun açık olsun” denmedi, azık bile alamadık yanımıza.

Zamanda değil, boyutlar arasında seyahat ettik. Bilmiyorum, sen de benim gibi jetlag oldun mu? Sırf Jetlag olsa iyi, bu evrenle ilgili hiçbir şey bilmediğini fark ettin sen de değil mi? Üstelik gittiğimiz evrende bize yol gösterecek başka bir kimse de yok; çünkü diğerleri de başka başka evrenlerde… Anons olarak da her evrende, az önce dinlediğin şiir yapılıyormuş. Gaipten gaipten… Bir de arada bir “maskeyi önce kendinize takın” anonsu… Onun dışında başka hiçbir şey yok, sanıyordum ben.

Varmış, aslında varmış. Yani seni bilmiyorum ama benim evrenimde varmış. Yaşadıkça fark ettim ki,  Milkshake’ler varmış. Evet, milkshake ler…

Yalnızlık, pişmanlık, kızgınlık, sabırsızlık, başarısızlık,  kaygı, vicdan azabı,   değersizlik, çaresizlik, isteksizlik, bitkinlik, yetersizlik, desteksizlik, mutsuzluk, uyumsuzluk, yorgunluk, suçluluk, korku, öfke, baskı, endişe milkshake’i var mesela, doya doya içiyorum ben onu! Tadı kekremsi ama… Ha bir de, bu milkshake’i gizli gizli içsem iyi olur, ulu orta içersem vay halime! Sık içersem de hadi bakalım terapiye…

Bir de neyse ki; neşe, eğlence, mutluluk, huzur, gurur, uyum, umut, coşku, sevgi, ilgi, keyif, sevinç, şükür, şefkat, merhamet… Bu milkshake de var. Mmmm…Bak onun tadı çok güzel. Bu milkshake’i ulu orta içiyorum ki, herkes ebeveyn görsün!! Hıh!

Sık sık bu milkshake’lerden içiyorsun. Güzelleşiyorsun. Benim gezegenim böyle.

Haaa! Bir de şeyler var; meteorlar. Özellikle benim gezegenime çarpıp çarpıp duran meteorlar… Çok sinir oluyorum onlara ama ne yazık ki varlar. İrili ufaklı, köşeli kenarlı, katı - yumuşak, gerekli gereksiz, vıcık vıcık olanlar, canlı - cansız, geçmişten ya da gelecekten farketmez… Çoğunlukla onlarla da uğraşmak zorundayım.
 
Daha önce kimse bana bu başka evrene göç konusunda bir uyarıda bulunmadı. Sana da öyle oldu mu? Haa… Ama sana güzel bir haberim var! Evrenlerarası iletişimin yolu bulundu. Birbirimizin evrenine şimdilik seyahat edemeyeceğiz, sakin, ama birbirimizle iletişebileceğiz.
Nasıl mı? İçten, samimi, korkmadan konuşarak. Kendi evrenlerimizde neler olup bitiyor birbirimizi haberdar edebileceğiz. Milkshake’lerimizi beraber içebileceğiz mesela.  Maskeleri falan beraber takabileceğiz, belki sen farklı takıyorsundur, bana gösterirsin.


Madem iletişebiliyoruz, o zaman  meteorlarımızdan da konuşalım. Söylendiği kadar kolay değil, biliyorum. Ama yapabildiklerimizi, yapamadıklarımızı; bildiklerimizi, bilmediklerimizi, hissettiklerimizi, düşündüklerimizi; başa çıkabildiklerimizi veya çıkamadıklarımızı; eskileri, yenileri, konuşulan ya da konuşulmayan ne varsa konuşsak güzel olmaz mı? Hatta bence bazı konuları  inadına konuşalım. 

Konuşmak istersen bana haber ver.
Tekrar görüşünceye kadar maskeyi önce kendine tak, biliyorsun bu hayati bir mesele. Hoşçakal. 

Maskeli Ebeveyn
Message Binnaz

*Gel arkadaşım gel, en azından evrenlerarası iletişimin yolunu buldum ben! Gel… Maskeli Ebeveyn Kulübü’ne gel. Ne olursan ol, yine gel.
 
 
 

Comments


00:00 / 00:30
00:00 / 01:04
  • Spotify
  • Instagram
  • Linkedin
bottom of page