top of page

Ebeveynliğini Güncellemek

  • Yazarın fotoğrafı: binnazsnmz
    binnazsnmz
  • 6 Ağu 2024
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Ağu 2024

"Siz zannediyorsunuz ki annelik babalık doğuştan yükleniyor insana" Bahar Dizisi

ebeveynliğini güncellemek
Ebeveyn doğulmaz, olunur.
Merhaba.
“Ebeveyn doğulmaz, ebeveyn olunur.” diyerek başlamak istiyorum.

Ebeveynlik deneyimi sürekli, durmaksızın öğrenme süreci ve her aşamada yeni şeyler öğreniyoruz. Öğrendiğimiz şeyler bazen kendimizle ilgili, bazen çocuğumuzla ilgili oluyor. Bazen de bir durum içindeyken aynı anda hem kendimizle hem de çocuğumuzla ilgili yeni şeyler öğreniyoruz. 

Hiçbir şekilde mezun olamayacağımız bir okul gibi…

Şimdi biraz Bahar’dan bahsedelim. Bahar dizisinden… Ne iyi geldi bu dizi kimimize değil mi?

Toplumun anne ve baba figürüne yüklediği roller, sorumluluklar, kurallar ve kalıp yargılar var demiştik Maskeli Ebeveyn Podcast’inin 8. bölümünde, dinleyenler bilir. O bölümde ne konuştuysak aynısı yaşanıyor Bahar dizisinde…

Bahar karakteri de (Demet Evgar) babayla çocukları arasında köprü olmaya çalışan kadın… Çocuklarının, evinin, işinin ve eş olmanın sorumluluklarını en ağır haliyle taşıyan, yıllarca kendini Bahar’ı bir kenara koymuş ve ayrıca aldatılan bir kadın. 

Geleneksel olarak, anne kişisi, tek kişilik dev bir kadro olduğu ve ailenin yorulmak nedir bilmez kişisi olduğu için aile içindeki ev işleri ve aile yönetimi konusunda da sorumludur. Demiştik ya 8. bölümde… İşte Bahar da bunun somut bir örneği… Aile üyelerine duygusal destek görevi de Bahar’da… Tek başına. Ekibi yok. Tek kişilik dev kadro!

Çok tanıdık geldi di mi size de? İzleyen herkes bir başka yerinden vuruluyor sahnelere, karakterlere, olaylara… Çünkü Bahar o kadar gerçek ki…

Bahar: “...Belki siz öğreteceksiniz. Siz zannediyorsunuz ki annelik babalık doğuştan yükleniyor insana. Öyle olmuyor o işler. Hiç öyle olmuyor. Her bir eşikte çocuğunla ilgili yeni bir şey öğreniyorsun. Vallahi… Yani…
Kız çocuk (Umay): “Sana da geliyor mu update?”
Bahar: “Evet, Nasıl bir anne olacağına karar veriyorsun, her seferinde, yeniden…”

Bahar Dizisi Sahne
Bahar
Ebeveynlik… Üç Nokta… Soru işareti? Ünlem! 

Teoride ebeveyn olduğumuzu kabul edip, pratikte olup olamadığımızla ilgili hep şüphe duymak… Şüphe duyduğun için de kendini sürekli güncelleme gerektiren bir yazılım gibi hissetmek…

Tanıdık geldi mi sana bu his?

Eyvah Ebeveyn Oldum adlı 4. bölümde bahsetmiştik; Dönüşüm dediğimiz şeyin ebeveynlikteki adı bence yazılım güncellemesi…Demiştim. Hızlı ve en etkili biçimde yazılımımızı güncellememiz ve sistemin iyi çalışmasını sağlamak durumundayız. Yani o bebekler dünyaya gözlerini açtığı anda bize içgüdüsel olarak yüklenmiyor sistemimizde bulunması gereken özellikler. Keşke olsaydı, ama maalesef… Tıpkı Bahar’ın o sahnede dediği gibi. Bize doğuştan yüklenmiyor annelik babalık. Sistemimiz, o ilk anın büyüsü geçip eve geldikten sonra error veriyor. Hata veriyor. Çünkü önündeki varlık, sürekli değişmekte ve gelişmekte olan bir insan… Soru hep şu oluyor: “Ne yapacağız? Nasıl olacağız? Nasıl olunur? Nasıl olmalıyım?”
Her seferinde, yeniden… Nasıl?

Rollerimizden hiçbirini önceden prova etme şansımız yok. İşin en zor yanı da bu olsa gerek… Nasıl bir evlat olacağız, nasıl bir eş, nasıl bir arkadaş, nasıl bir anne baba… Hepsini rolün içine düştüğümüz andan itibaren öğreniyoruz. Nasıl olunacağını yaşaya yaşaya, düşe kalka öğreniyoruz. Biz bu role nasıl gireceğiz, bu rolde sesimiz nasıl çıkacak, nasıl, nasıl… Önümüzde kocaman bir NASIL sorusu vardır her zaman. 

İşin diğer kısmı, herkes herkesten her rolde yeterince iyi olmasını bekler. Yeterince iyi olmayana da toleransımız yoktur. İşinde iyi olmalısın, eşinle iyi olmalısın, annelikte iyi, babalıkta iyi… Ve bu iyi neye göre kime göre belli değildir. Çoğu kez toplumsal normlar belirler iyiyi… Kendimizin bile yeterince iyi olup olmadığımız konusunda bir kanaati yoktur. Özellikle ebeveynlikte en çok kendimize yüklenir dururuz.

Kendi ebeveynlerimizden gördüğümüz modelleri uyguladığımızı fark ederiz bazen. En bildiğimizdir çünkü. Başka bir model ebeveyn olmak için çaba sarf etmemiz gerekir. Her seferinde, yeniden… Durmaksızın…
Aksi takdirde zinciri kıramamış oluruz. Nesiller nesiller boyunca aktarır dururuz. 

Tıpkı dizideki baba Timur’un (Mehmet YılmazAk) yaptığı gibi… Nesiller boyu aktarılan bir tümör gibidir Timur’un babalığı… Değişmesi gerektiğini fark etse de değişimin, dönüşmenin, yani yazılımı güncellemenin ne kadar zor olduğunu da fark eder.
Toplum…

Canım toplum!
Cinsiyet eşitsizliği de odun atar bu ateşin altına…
Herkesin her rolde yeterince iyi olduğuna kanaat getirmesine engeldir. Eşitsizlik ve dengesizlik, baskılar ve normlar bizi mahveder. Ezer. Tüketir. Misal cinsiyet eşitsizliği mevcutken bir erkeği ya da kadının, rollerinin tamamında iyi olması söz konusu değildir. Yine Bkz. Timur Yavuzoğlu ve gibilerine… İyi bir doktordur. Evet. Peki başka? İyi bir baba olmasını kendi annesi bile talep etmemiştir ondan. Ama aynı anne Bahar’dan hatasız olmasını ister. Yapması ve yapmaması gerekenleri bir bir yüzüne vurur. Evinde kalması gerektiğini ima eder durur. 
Buram buram ataerkillik kokuyor her yer. Bakış açılarımızda, tüm ilişkilerimizde, duygularımızda, davranışlarımızda, bakışlarımızda ve ne yazık ki sanki hücrelerimizde… 

Tükenmişlik sendromu yaşayıp durmamızın, depresyona girip çıkıp durmamızın, yorgun, mutsuz hissetmemizin sebebi insanlar olarak kurduğumuz bu toplum düzeninin kendisi gibi geliyor bana. 

Diğer taraftan ebeveynin oynaması gereken roller çoğu zaman boyunu aşsa da  yine de kendini kendinin zihnen, bedenen ve ruhen en iyi versiyonunda tutmak durumundadır. Çünkü kendini salıvermesi, yorganı başının üzerine çekip günlerce çıkmak istememesi bir lükstür ebeveyn için. Hatta hayal…

Yani… Ebeveyn bir yandan kendini yaşamaya çalışırken, aynı anda kendini sürekli güncellemek durumunda kalarak  ebeveynlik yapar, yapmaya çalışır.

Ebeveynlik, tam olarak budur, diyebiliriz.
Tekrar görüşünceye dek sağlıkla ve sevgiyle kal.

Comments


00:00 / 00:30
00:00 / 01:04
  • Spotify
  • Instagram
  • Linkedin
bottom of page